ŞİRKETLERİN GÖRÜNMEYEN RİSKLERİ
SAHADAN GÖZLEMLER – BÖLÜM 10
KÂRLILIK ANALİZİ
En Çok Yapılan Yanlış
Bir işletmenin finansal tablolarını incelerken yöneticinin çoğu zaman ilk baktığı yer dönem sonucudur: “Kâr mı, zarar mı?”
“Bu yıl şu kadar kâr ettik.” veya “Bu yıl zarar ettik.”
Benim için her iki cümleden sonra da aynı soru gelir:
“Peki bu sonuç nasıl oluştu?”
Çünkü finansal analizde yalnızca sonuca bakmak, sonuca götüren süreci gözden kaçırabilir.
Geçenlerde bir işletmenin finansal tablolarını incelerken şunu gördüm, Ciro ciddi şekilde artmış, net kâr yükselmişti. İlk bakışta başarılı bir yıl görünüyordu.
Ancak dönemleri karşılaştırdığımızda:
2025
Ciro: 100 milyon TL
Net Kâr: 10 milyon TL
Net Kâr Marjı: %10
2026
Ciro: 140 milyon TL
Net Kâr: 11 milyon TL
Net Kâr Marjı: %7,9
Kâr artmıştı. Ancak satışların kâra dönüşme oranı gerilemişti.
Ciro %40 büyürken net kâr yalnızca %10 artmıştı.
Daha fazla satış yapılmıştı ama satış başına elde edilen sonuç zayıflamıştı.
Burada artık sadece “Kârımız arttı.” demek yeterli değildi.
Kârlılık analizinde sonucun hangi aşamalarda oluştuğunu ve nerelerde değiştiğini görmek gerekir.
Üstelik işletme dönemi zararla kapatmış olsa bile bu analiz önemini kaybetmez. Şu konular önemlidir,
- Zarar hangi faaliyetlerden kaynaklanıyor?
- Hangi maliyetler sonucu aşağı çekiyor?
- Faaliyet mi zarar ediyor, finansman mı sonucu bozuyor?
- Hangi ürün veya müşteri kârlılığı aşağı çekiyor?
Bu nedenle sadece net kâra değil; brüt kâr marjına, faaliyet kârına, finansman yüküne ve net kâr marjına birlikte bakmak gerekir.
Brüt kâr marjı satışların maliyet yapısını,
faaliyet kârı işletmenin esas faaliyet sonucunu,
finansman giderleri borçlanmanın sonuç üzerindeki etkisini,
net kâr marjı ise tüm bu süreçlerin sonunda satışların ne kadarının işletmede kaldığını gösterir.
Ancak analiz burada bitmez. Aynı kârı elde eden iki şirketi de aynı şekilde değerlendiremeyiz.
Bir şirket 10 milyon TL kârı 30 milyon TL sermaye ile,
diğeri 150 milyon TL sermaye ile üretiyor olabilir.
Kâr aynı olabilir. Ama sermayenin verimliliği aynı değildir.
ROE ve ROIC gibi göstergelerle de kullanılan sermayenin ne ölçüde değer ürettiğini görmek gerekir.
Bir başka önemli konu kârın nakde dönüşmesidir.
Gelir tablosunda kâr varken alacaklar ve stoklar hızla büyüyorsa, işletme sermayesi ihtiyacı da artıyor olabilir.
Sahada en çok karşılaştığım yanlışlardan biri, dönem sonucuna bakıp şirketin performansı hakkında hızlı bir sonuca varmaktır.
Oysa ister kâr ister zarar olsun, finansal sonucun kaynağını ve yapısını anlamadan doğru bir yönetim kararı vermek kolay değildir.
Yöneticiye sorum:
Geçen yıla göre daha fazla kâr ettiniz. Peki gerçekten daha fazla değer mi yarattınız?
Ya da zarar ediyorsanız: “Neden zarar ettiğinizi gerçekten biliyor musunuz?”
Kâr da zarar da bir sonuçtur.
Asıl mesele, o sonucun nedenini görebilmektir.
Çünkü bazen en büyük risk zarar etmek değil,
zararın nedenini göremeden aynı şekilde devam etmektir.